1 Eylül 1939'da Nazilerin
Polonya'yı işgali ile başlayan 2. Dünya Savaşı, ardında büyük acılar, yıkım ve
kayıplar bıraktı. İnsanlığa ders olması için 1 Eylül
Birleşmiş Milletler tarafından "Dünya Barış Günü" olarak ilan edildi.
İnsanı hedef alan bu tür
olayların bir daha yaşanmaması için 1 Eylüllerde barış, dostluk ve kardeşlik
dileklerimizi bir kez daha yineliyoruz.
Danıştay, Türk Tabipleri Birliği’nin başvurusu üzerine “tam gün”e ilişkin Anayasa Mahkemesi kararının üniversite öğretim üyeleri dışındaki hekimleri kapsamadığına yönelik Sağlık…
Ülkemiz
ve sağlık ortamı son derece kritik günlerden geçiyor. Çok kısa bir süre önce
hekimler olarak Tam Gün Yasası sürecinde verdiğimiz demokratik mücadelenin
sonucunda ve hukuk kanalıyla sağlık alanına yönelik büyük bir saldırıyı
durdurma başarısını gösterdik. Ülkemizin her karışının resmen yağmalandığı,
derelerin, akarsuların, cumhuriyetimizin 80 yıllık birikimlerinin teker teker
pazarlandığı bir ortamda Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı ile de
hastanelerimiz satışa hazır hale getirilmek istenmektedir. İktidarın
hazırladığı Anayasa Değişiklik Paketi de özünde ülkemizin kaynaklarının
yağmalanması ve emekçi kesimlerin yoksulluğunun ve ezilmişliğinin
sürdürülmesini ve artırılmasını garanti altına almaya yönelik iktidar güdümlü
bir düzenin kurulması amacına hizmet etmektedir.
12
Eylül Darbesi'nin Kapatamadığı TTB'yi AKP Kapatmak İstiyor
Geçtiğimiz
günlerde Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ınSamsun'da MÜSİAD toplantısında sarfettiği sözler Anayasa değişikliğinin
ardındaki niyete dair ipuçları vermektedir. Sayın Akdağ TTB'nin ve diğer meslek
örgütlerinin yürütmenin hukuksuz uygulamalarını yargıya taşımasından rahatsız
olmuş ve gerekirse üç maddelik kanun hazırlayıp bu meslek örgütlerini kapatabileceklerini
ifade etmiştir. Referandum sürecinde yaşanan tehditkar söylemler ve Başbakan'ın
özellikle YARSAV gibi kurumların kapatılması yönündeki söylemleri de
gözetildiğinde Sayın Akdağ'ın yaklaşımının münferit değil genel bir eğilim
olduğu açıkça görülmektedir.
12
Eylül darbesi özünde emekçilere ve halkın örgütlenme özgürlüğünedarbe indirmiştir. Emekten yana örgütler ve
sendikalar kapatılırken toplum olabildiğince gericileştirilmiş ve en ufak hak
arama mücadelesi büyük baskılara maruz kalmıştır. Bugünkü iktidar da 12 Eylül
darbecilerinden daha baskıcı bir düzeni kurmak istemektedir. Her türlü hak
arama mücadelesi hedef haline getirilip insanlar korku imparatorluğu altında
sindirilmektedir. İktidar memurlara grev hakkı olmayan toplu sözleşme önerisini
büyük bir hak gibi gösterebilmekte asıl amacını bu tür göstermelik maddelerle
gizlemek istemektedir. Anayasa değişiklik paketinde toplumun örgütlenme
özgürlüğüne yönelik en ufak bir iyileştirme getirilmemekte ve hak arayan değil
biat eden bir toplum yapısı oluşturulmaya çalışılmaktadır.
Yandaş
Yargı Yaratmak Kimseye Fayda Sağlamaz
Anayasa
Değişiklik Paketinde iki önemli başlık önem taşımaktadır. Bunlardan birisi
Anayasa Mahkemesi üyelerinin ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinin
seçimi diğeri de özelleştirme uygulamalarında Danıştay"ın inceleme yetkisinin
büyük oranda ortadan kaldırılmasıdır. Her iki düzenleme de siyasal iktidarın
insanların hak ve özgürlüklerini arama mücadelelerine müdahale etme imkanı taşıyacaktır.
Yargıya olan güven azalacak ve "bağımsız yargının" yerini iktidar yargısı
alacaktır.Bu ise toplumsal uzlaşı
sürecini bütünüyle dinamitleyecek bir uygulamadır. Ve bütün toplum için büyük
tehlike taşımaktadır.Danıştay'ın
özelleştirme uygulamalarında devre dışı bırakılması da hastanelerin satılması
sürecini kolaylaştırma sonucunu doğuracaktır.
Bizler
ülkemiz insanının hak ve özgürlüklerini garanti altına alan emekten yana,
baskıcı uygulamalar içermeyen, sağlığın temel insan hakkı olarak tanındığı ve
kamusal güvence altına alındığı, yargı bağımsızlığının güçlendirildiği, hukuk
devleti ilkesini temel alan ve toplumsal uzlaşıya dayanan çağdaş, demokratik ve
özgürlüklerden yana yeni bir anayasa talep ediyoruz. 12 Eylül darbe
anayasasının devamına neden olacak ve hak ve özgürlükleri iktidar lehine
kısıtlayacak, hastanelerimizin satışını kolaylaştıracak ikinci 12 Eylül
Anayasası'na da HAYIR diyoruz...
Bitaraf
olan bertaraf olacak mantığını savunan Başbakan'ın ve partisinin demokratik bir
yaklaşım sergilemesini beklemek mantık dışıdır.20.08.2010
18.08.2010 tarihinde Gebze Fatih Devlet Hastanesinde çalışan
meslektaşımız Çocuk Cerrahi uzmanı Dr. Hasan İlkehan hasta yakını tarafından
şiddete maruz kalmıştır. Her ne nedenle olursa olsun meslektaşlarımızın
fiziksel şiddete maruz kalması kabul edilemez. Öteden beri vurguladığımız gibi,
Sağlıkta Dönüşüm Projesinde kar zarar ilişkisi ön plana çıkarılmakta ve kutsal
kabul edilen hasta hekim ilişkisi yerine bir başka ucube kavram ortaya konmaktadır.
Bu anlayış, hasta yakınları ile hekim arasındaki ilişkiyi zedelemekte ve bu tür
tatsız sonuçlara neden olmaktadır.
Bu konuda gerekli yasal işlemlerin takipçisi olacağımızı kamuoyuna
saygıyla arz ederiz.18.08.2010
Zorunlu meslek sigortası ile ilgili yapmış olduğumuz inceleme sonrasında poliçelerde olması gereken:
‘İşbu poliçe, genel şartların A1 in (a) ve A1 in (b) maddesine göre düzenlenmiş olup sigortalının sözleşme yapılmasından önceki bir yıl içinde veya sözleşme yürürlükteyken meydana gelen olaya bağlı olarak oluşan hasarlar için temin edilmiş olup, sigortalının sözleşme süresi içinde yürüttüğü mesleki faaliyeti dolayısıyla , gerek sözleşme döneminde gerekse sözleşmenin bitiminden itibaren iki yıl içinde başkalarının zarara uğraması sonucunda oluşan talepler de teminat kapsamındadır.' İbaresidir.
Sigorta acentaları ile yapılan görüşmelerde sigorta şirketlerinin bu hazırlığı yapmış olduğu tespit edilmiştir. Sigorta şirketleri ile ayrı ayrı tüm alternatifler ayrıntılı olarak görüşülmüş ve tartışılmıştır. Sonrasında, yasanın hukuki incelemesi yapılmış olup mevcut yasa gereği Kocaeli Tabip Odası olarak bir şirket ile anlaşılması uygun görülmemiştir. Bununla birlikte arzu eden hekimlerimiz Tabip Odamız aracılığı ile sigorta acentalarının poliçelerini öğrenebilir ve kendilerine uygun olanı seçebilir.