aalogo

1 Eylül Dünya Barış Günü



• BARIŞ GÜNÜNÜ ANARKEN HALA SAVAŞLAR DEVAM EDİYOR.
Basına ve kamuoyuna
2. Dünya savaşı sürecinde Alman ordularının Polonya’yı, işgal etmesiyle başlayan ve 60 milyon insanın hayatına mal olan II. Dünya Savaşının üzerinden tam 78 yıl geçti. Ancak savaşlar bitmedi, Yeni katliamlar, soykırımlar devam ediyor.
Arakan, insanlık dramının yaşandığı soykırım yapılan. Myanmar’ın 7 eyaletinden biridir. Arakan nüfusunun önemli çoğunluğunu “Rohingya” Müslümanları ile Budist “Rakhine”lerden oluşturmakta ve 8. yüzyıldan itibaren Müslüman olan bölgede Arakan 354 yıl bağımsız bir devler olarak varlığını sürdürmüştür. 1784’te Budist Krallık tarafından işgal edilmiştir. Arakan’lı Müslümanlar bu yönetim tarafından, büyük baskı ve kısıtlamalar içerisinde yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadır. Bölgede Müslümanların evlenmeleri, seyahat etmeleri ve okumaları yasaktır. 1 Milyondan fazla Arakan’lı Müslüman başta Bangladeş olmak üzere Pakistan, Malezya, Suudi Arabistan’da çok kötü şartlarda mülteci olarak yaşam savaşı vermektedir. Tarihinin en büyük soykırımı 29 Mart 1942’de Arıkan’ın Minbya şehrine bağlı Çanbilli Köyünde kısa bir süre içinde 150.000 Müslüman, Budist rahipler tarafından katledildi. Yıl 2017 ve yeniden Arakan’lı Müslümanlara yönelik sistemli katliamlar yapılmaktadır. Buradan tüm uygar Dünya’ya çağrı yapıyoruz Arakan’lı Müslümanlara isimsiz Aylan bebeklerin ölümüne, bu soykırıma seyirci kalmayın.

Değerli Basın Emekçileri;

Başta Arakan, Filistin, Suriye ve Irak olmak üzere birçok ülkede IŞİD, El Nusra, Bokoharam ve Budist rahipler gibi vahşi katliamcı gruplar başta olmak üzere, daha birçok paramiliter güçler eliyle dünyanın birçok bölgesi kan gölüne çevriliyor. Bu bölgelerin insanlığa mal olmuş kültürel mirasları yok ediliyor. Doğal kaynakları emperyalizme peşkeş çekiliyor.
Bizler bu yılda Dünyanın her yerinde “ama” sız, içeride ve dışarıda barışa çağırıyoruz.
Akp döneminde iktidar ortağı haine getirilen, iktidar tarafından korunan, örgütlenme alanları açılan ve silahlandırılan Cemaatin, 15 Temmuz darbe girişimiyle ülke bir kaos sürecine itilmiş, darbeyi önledik söylemiyle harekete geçen Akp iktidarı Cemaate karşı yürüttüğü mücadeleyi genişleterek tüm muhalif kesimleri OHAL ve KHK rejimi ile baskı altına almıştır. Bu bir yıllık süreçte anti-demokratik, hukuksuz uygulamalar artmış, demokratik siyaset başta olmak üzere örgütlenme, düşünme, ifade özgürlüklerimiz tamamen ortadan kaldırılmıştır.
Darbe girişimi Cemaatin elinde patlasa da, siyasi iktidar bu kez başka Cemaatlere devletin kapılarını açarak yeni tehlikelere zemin hazırlamıştır. Akp iktidarları darbe girişimini temel hak ve özgürlükleri askıya almak için fırsata çevirmede gecikmiyor.
Çalışma yaşamında 12 Eylül darbesinin bile cesaret edemediği hukuksuzlukların, emek karşıtı yasaların, fiili uygulamaların ardı arkası kesilmiyor. Anayasal güvence altına alınmış en demokratik Toplantı ve Gösteri hakları engelleniyor, Grevler yasaklanıyor.
Bugünlerde iktidar ve iktidar yandaşlarının dışında kimsenin ne iş güvencesinin, ne de can ve mal güvencesinin olmadığı karanlık bir dönemden geçiyoruz. Sokağa çıkma yasakları, hukuka aykırı ilan edilen güvenlik bölgelerinin yaygınlaşması, doğal varlıklara, insanlığın tarihsel miraslarına dönük yıkım, tahribat, işkence vakaları, toplu gözaltı ve tutuklamalar devletin “rutin uygulamaları” haline getiriliyor. Muhalif basın yayın organlarına yönelik, baskılar, kapatmalar, basın emekçilerine, seçilmiş Milletvekilleri ve Belediye Başkanlarına yönelik gözaltı ve tutuklamalar artarak devam ediyor.
Başta aleviler olmak üzere farklı inanç grupları baskı altında tutulurken, devletin en üst makamlarında farklı cemaat ve tarikat üyelerine kadro dağıtılıyor. Laik, demokratik, bilimsel ve anadilde eğitim talebi olanlara ilişkin baskılar artırılıyor.
Milli Eğitim Bakanlığının yaptığı her Müfredat değişikliği ile eğitim gericileştirilerek, çeşitli dini cemaatlerin örgütlü oldukları vakıf ve derneklere devredilerek ideolojik hegemonya alanları genişletiliyor. Bir kez daha kadın tüm saldırıların hedef tahtası haline getiriliyor. Çocuklarımız ya IŞİD’in eğitim yuvalarına ya da tecavüzcü, tacizci, sapık vakıfların kucağına itiliyor.
Kan ve gözyaşı dışında bir sonuç yaratmayan, ırkçı, ayrımcı, tekçi, cinsiyetçi, mezhepçi siyaset terk edilmelidir.
Savaş ve barışta ölenler/öldürülenler olarak, iktidardan ve sermayeden barış, özgürlük, eşitlik beklenemeyeceğinin farkındayız. Çünkü bizler savaşlarda bedel ödeyenleriz. Ülkede ki siyasi gelişmeler barış için daha fazla mücadele etmemiz gerektiğine işaret ediyor.
Bu karanlık ve savaş halinden halklarımızı ve emekçileri kurtaracak olan emek, barış ve demokrasi mücadelesidir.
Eşit, özgür, insanca ve kardeşçe bir arada yaşayacağımız bir ülke ve dünyayı, kendi ellerimizle kurana kadar, mücadele etmeye ve mücadeleyi büyütemeye kararlı bir şekilde devam edeceğiz.31.08.2017
DİSK – KESK – TMMOB – TTB / KOCAELİ ÖRGÜTLERİ ADINA
ETEM KARTAL
YAPI-YOL SEN ŞUBE BAŞKANI

Author Info

Kocaeli Tabip Odası